Baldaki Kalıntı Problemlerinin İnsan Sağlığına ve Ülke Ekonomisine Etkisi


Balın Ülke Ekonomisine Katkısı 

Doğal ürünler arasında değerini uzun yıllar boyunca korumaya devam eden arı ürünleri insan sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. Özellikle son yıllarda pestisit ilaçların ve zirai mücadele ilaçlarının yaygın bir şekilde kullanılmasının yanı sıra çiftçilerin bu ilaçları bilinçsiz bir biçimde kullanmasıyla birlikte hem arıların ölümüne sebep olmakta ve hem de aynı zamanda arı ürünleri arasında en çok bilinen ve yaygın olarak tüketilen ve besin değeri oldukça fazla olan balda kalıntı sorunu ile karşıya kalınmaktadır. Ülkemiz zengin flora takibine ve bitki çeşidine sahip olmasına rağmen arı ürünleri konusunda ve bal ihracatında yeterli seviyede değildir. Dünya düzeninde meydana gelen değişim sonucunda ise tüketici istekleri göz önüne alınarak üretim yapılması esastır. Bu yazının amacı ise bilgilendirme yapılarak konunun önemi üzerinde vurgu yapmak ve tüketiciler ve üreticiler üzerinde algı oluşturmak olacaktır.

Ülkemizdeki arıcılık faaliyetleri kovan başı olarak ortalama 16-17 kg hesaplanmakta ve dünya ortalamasında düşük seviyede seyretmektedir. Arıcılıkta bal verimini artırabilmek için ise arıcıların ihtiyacı olan bilgileri zamana yayarak daha modern ve teknik kapasitede üretim yapabilmesinin sağlanması gerekmektedir. Kovan varlığı bakımından dünyada 2.sırada olsak bile bal ihracatında nedense istenilen seviyeye ulaşamamaktayız. Bal ihracatında 2003 senesinde Çin’de meydana gelen Sars hastalığı nedeniyle bal konusunda ülkemize yönelim meydana gelerek yaklaşık olarak 15 bin ton ile üst seviyelere yükselme söz konusu olmuş iken 2009 yılında ise 900 tona kadar gerileme meydana gelmiştir. Bunun en büyük sebebi ise balda kalıntı sorunlarının meydana gelmesi olmaktadır. Baldaki kalıntı sorunları arasında ürün kalitesinde düşüş yaşanması, baldaki ilaç kalıntılarının olması, ticari olarak glikoz kullanılması gibi sebepler yatmaktadır. Tüketicilerin daha bilinçli hale gelmesiyle birlikte arıcılıkta ilaç kullanımı sonrasında gıda kontrol otoritelerinin de daha fazla üzerinde durmaya başlanması sonucunda konunun kritik olması söz konusu haline gelmektedir. Hayvansal kaynaklı gıdalardaki güven konusunda halk tarafından duyulan kaygı ve pestisitlere karşı dirençten kaynaklı olarak meydana gelen kalıntı sorunları sebebi ile artış göstermektedir.

Arı ürünlerinde tespit edilmiş olan pestisit kalıntıları arasında en fazla insektisitler, akarisitler, fungusit ve herbisitler yer almaktadır. Pestisitlerin bazılarının yıllar boyunca doğa üzerinde yok olmadığı göz önüne alındığında ise ne kadar fazla sağlık problemine de neden olacağı tartışılmaz bir boyut kazanmaktadır. İlaçlamalar sonucunda atılan ilacın %0,015-%6,0’sı hedef alınan canlı üzerine ulaşmakta olup geri kalan büyük kısmı ise hedef alınmayan organizmalara ve doğaya kirletici ürün olarak kalmaktadır. Arıların toplu bir şekilde ölmesinin en büyük nedenleri arasında tarım ilaçları yatmaktadır. Pestisitlerin ölümcül doz altında kullanılması halinde dahi doğada tozlaşma konusunda büyük rol oynayan tarlacı arılara büyük zarar verildiğini göstermektedir. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik gelişmelerin artış göstermesiyle birlikte çevre kirliliğinin yanında gıda kirliliğinde de maalesef artış görülmektedir. Özellikle ülkemizde pestisit kullanımı konusunda yeterli derecede denetim yapılmadığından dolayı gıda kirliliği yoğun bir şekilde problem teşkil etmektedir. Bunun yanında ise sağlık koşulları bakımından uygun olmayan biçimde üretimi gerçekleştirilen ürünlerin denetimi konusunda yeterli düzeyden bahsetmek ne yazık ki söz konusu değildir.

Tarım ülkesi konumunda yer alan ülkemizde neredeyse bütün tarım ürünlerinde pestisitler kullanılmakta ve bunun sonucunda ise gıda kirliliği konusu çığ gibi büyümektedir. Ballarda diğer tarımsal ürünlere kıyasla daha denetimsiz bir şekilde pazarlama ortamı yer aldığından dolayı bu sorun daha büyük olmaktadır. Ekonomik getiri göz önüne alındığında dış satıma yönelik bir biçimde pazarlanmakta olan ballarda gerekli olan sağlık tedbirlerinin alınması ve buna karşılık olarak ülkemizde tüketimi söz konusu olan ballarda bu olayın dikkatte alınmaması sonucunda sorunun ne kadar önemli olduğu ise aşikardır.


Baldaki Kalıntı ve etkileri


1998 yılı itibari ile ülkemizdeki verilere göre 4 milyon koloniden yaklaşık olarak 60 bin ton bal üretimi gerçekleştirilmekte olup bu balın yaklaşık olarak 9 bin tonu ihraç edilmekte ve geri kalan kısım ise iç pazarda piyasaya sunulmaktadır. Özellikle son yıllarda arı hastalık ve zararlarına karşı kullanılmakta olan ilaçların ballara kalıntı bırakması ise büyük bir yer tutmaktadır. Arıcılar tarafından bilinçsiz bir şekilde ve dozajına uyulmadan kullanılan bu ilaçlar balda kalıntıya sebebiyet vermektedir. İnsan sağlığı açısından tehdit unsuru olan kalıntı problemleri nedeniyle balları ithal eden ürünleri geri iade etmektedir. Ülke iç pazarına sunulan bu ürünler ülkemizdeki insanlar açısından sağlık konusunda tehdit unsuru olabilmektedir. Denetim yetersizliğinden ötürü ise sağlığa zararlı olan tatlandırıcı maddelerde bal görünümü verildikten sonra piyasada satılmaktadır. Ülkemiz çok büyük bir arıcılık potansiyeline her ne kadar sahip olsa da bu tarz yollar ile sahte bal üretimi gerçekleştirilerek gerçek balın da piyasada hak ettiği değeri görmediğini bilmekteyiz. Varroa ile mücadelenin ilk zamanlarında arıcıların minimum seviyede etkilenmesi adına naftalin başta olmak üzere birçok ilaç kullanılmaktadır. Ancak zamanla naftalin kullanımı sonucunda ise bal ve balmumunda kalıntı problemi sonucunda kanserojen etkiye neden olduğu saptanmıştır. Diğer taraftan yapılan araştırmalar sonucunda bal ve bal mumunda 10 yıl sonrasında dahi kimyasal analiz sonrasında pestisit kalıntılarına rastlamak mümkün olduğundan bu konunun ne derecede önem taşıdığı görülmektedir.

Sonuç olarak yoğun bir şekilde pestisit kullanımı sonucunda meydana gelen gıda kirlenmeleri arasında büyük bir yer tutan baldaki kalıntı problemi ülkemizde günümüzde hala önemli bir konudur. Ülke iç tüketiminde kalite kontrol konusunda gerekli değerlendirmelerin yapılmamasından dolayı ise kalıntı içeren ballar piyasada yerini almaktadır. Halk arasında tıbbi bakımdan tedavi edici özelliği nedeniyle oldukça yaygın bir şekilde tüketilen bal, kalıntı barındırmasıyla birlikte hastalık kaynağı haline gelerek sofralarda yerini alabilmektedir.

Bu sebepten dolayı dünyada gittikçe yayılan ekolojik tarım bağlamında gündeme gelen organik bal üretimi ülkemiz için de yeni bir olgu olarak gündemdedir. Ancak organik ürünlerdeki fiyat oluşumunun değişkenlik göstermesi bal üretim aşamasında da bir takım sorunların yaşanmasına sebep olacaktır. Zaman içerisinde tüketici bilincinin oluşmasına paralel olarak bu sürecin kısalması ve sorunların çözülerek sağlıklı ürünlerin topluma kazandırılması da uzak bir olasılık değildir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.