Kışlatma Süreci Boyunca Arı Ölümlerinin Nedenleri







Kışlatma süreci ve arı ölümleri konusunda geçtiğimiz sezonda koloni kaybı bakımından %30 koloni kaybı olduğu tespit edilmiştir ancak olaya koloni kaybı olarak değil de eğer güçlü olan kolonilerin de zayıflayarak sönme aşamasına gelmesi bakımından değerlendirecek olursak ülkemizde son yıllarda ciddi boyutlarda arı kaybı yaşanıyor. Özellikle bu konuda bitkisel üretim yapmakta olan üreticiler arıya ve arıcıya saygı duymayarak bilinçsiz bir biçimde ilaçlama yapmaktadır. Çok yıllık etkiye sahip olan yasaklanmış bitki ilaçlarını yasak olmayan bitki ilaçlarında ve özellikle tohum ilaçlarında karıştırarak kullanması sonucunda baharda arı zehirli olan bitkiden nektar ve polen toplayarak yaz mevsimin de tüketmese de kış stoğu olarak ayırdığında 1 yıl sonrasında bile o arının ölümüyle karşılaşabiliriz.

Elimizde 60 tane kovan varken bunun 15 tanesinin ölmesini her ne kadar normal karşılasak dahi diğer arılarında aynı etkenlerden etkilenerek aynı tehlike ile karşı karşıya kalması sonucunda popülasyonlarında ciddi bir azalma söz konusu olmaktadır. Tarlacı arı nektar toplamaya çıktığında ilaçlama yapılan bitkiden zehirlenerek kovana geri dönemeyerek hafıza kaybı yaşıyor ve ölüyor.

İlaçlamadan ziyade kışlatma sürecinde arı ölümlerinin meydana gelmesinde başka faktörlerde etkili olmaktadır. Arının hatalı beslenmesi, bilinçli bir biçimde bakımının yapılmaması, hatalı kışlatılması, baharda koloni yönetiminin yanlış yapılması gibi faktörlerde etkilidir. Arı kışlatmasında yapılan en büyük hatalardan birisi de bölge iklimine uygun olan arıyı örneğin kuzey bölgelerindeki hava şartlarına uyum sağlayabilen arıları kışlatmak için güney bölgelere götürülmesidir. Bu arı sıcak bölgede uyum problemi yaşamakla birlikte o bölge sıcak olduğundan dolayı aşırı yavru üretimi gerçekleştirildikten sonra bu arının tekrar eski bölgesine götürülmesi sonucunda yavrunun büyük bir bölümü ölüme terk edilmiş olur. Yavrularda sık bir biçimde görülen yavru çürüklüğü hastalığı ile karşı karşıya kalınıyor. Bu sebepten dolayı arıyı kendi doğal çevresinde tutarak kışlatmak daha doğrudur.Eğer sürdürülebilir üretim gerçekleştirmek istiyorsak arının ırk özelliği bakımından ait olduğu bölge dışında kışlatmaya götürülmemesi gerekir.

Doğal şartlarda bölgede bir kütük üzerinde ya da bir dal üstünde arının kışı geçirebileceğini hiç müdahale gerekmeksizin yapabildiğini görüyoruz. Biz arılarımızı kapalı bir ortamda kışlattığımızda arının üst bölgesinin sıcak tutulması gerekmektedir. Eğer üst bölge sıcak tutulmaz ise arı aşağı inerek yukarıdaki balı ısıtamadığından dolayı tüketemez ve petek gözlerine kafalarını sokarak ölümü beklerler. Bu sebepten dolayı hava akımı aşağıdan sağlanmalı ve arı üst bölgede kümelendiğinde balı ısıtmış olur ve rahatlıkla tüketir.

Kışlatma süreci boyunca arı ölümleri sebepleri olarak;



  • Üst kısımda arı kümelenmesi olmadığından dolayı ve arı alt kısma yığıldığından ötürü üst bölümdeki balı ısıtamadığı için arı balı tüketemez ve açlıktan ölür.
  • Ayçiçeği ya da çam döneminde kuluçkalık çıtalarda yavru olmadığı gözlemlendiğinde arıcılar yavru yaptırmak için yanlış yöntemlere başvurmaktadır.



Kış aylarında hava sıcaklığının 15 derecenin altında olduğu zamanlarda arıya kek veren arıcılar hala var. Bu da büyük bir besleme hatasıdır. Arı soğuk havalarda kek tükettiğinde suya ihtiyaç duyduğundan ötürü suya ihtiyaç duyarak dışarı çıktığında arı felç olur ve ölür. Besleme hatası olarak arının balının birçoğunun alınması sonucu yerine şurup verilmesi de yanlıştır. Bu ürünleri arıya destek vermek amacıyla verilmektedir. Arının da kendi doğal besinini tüketmeye ihtiyacı vardır.


Başka bir konuya da değinecek olursak arı kuşu ve sarı arılarla herkesin tuzaklarla mücadele ettiğini görüyoruz. Oysa ki sarı arılar ve arı kuşları tarlacı arıları avlayarak bal sezonunun bitmiş olduğu dönemde yağmacılığı azaltıcı bir etkendir. Bu konu çoğu arıcıya her ne kadar saçma gelmiş olsa da ekolojik döngüye katkı sağlayan canlılar arasında bu canlılar da yer almaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.