Bal Arıları ile Arıcılık Arasındaki İlişki




Apis mellifera adı ile bilinmekte olan bal arıları yaklaşık olarak doğada 40 milyon senedir ekolojik döngü içerisinde yaşam faaliyetlerini sürdürmektedir. Yaklaşık olarak 4-5 sene öncesine kadar bal arılarının kökenleri hakkında detaylı araştırmalar sonucunda yeni keşifler elde edilmiştir. Araştırmalar sonucunda bal arıları 300 bin yıl önce Asya’dan başlayarak Avrupa ve Afrika ülkelerine doğru yayılmaya başlamıştır. Bal arısı yüzyıllardan beridir insanlar ile iç içe ilişki halindedir. İnsanlar göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçmekle birlikte tarım ve hayvancılık ile birlikte arıcılıkta gelişmeye başlamıştır. Eski zamanlardan günümüze kadar bal ürünlerinden özellikle bal çok fazla rağbet görmüş ve görmeye de devam etmektedir. 

Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar arının çok değerli bir varlık olduğunu fark ederek arılar ile ilgilenmeye başlamışlardır. Günümüzde ekinlerin ve meyvelerin tozlaşmasında %80 etken rol oynayan bal arılarının polen faaliyetleri ise gıdaların zengin bir biçimde çeşitliliğini bizlere sunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda 100 bitkiden 70 adedi arılar tarafından poleni yayılmaktadır. Bal arıları olmadan insan yaşamının sağlıklı bir şekilde devam etmesi mümkün değildir. Ne yazık ki son yıllarda bu değerli varlıkların varlıkları büyük tehlikededir. Bu sebepten ötürü teknik arıcılık konusunda arıların sağlıklı kalmaları adına elimizden gelenleri yapmamız gereklidir. 

Arıcılar eski zamanlardan bu yana bal arılarını kontrol altına alarak onlara kovanlardan yuva yapmış ve ürünlerinden faydalanarak geçim sağlamış ve sağlamaya da devam etmektedir. Orman ve kovan arıcılığı sonrasında ilk olarak Almanya’da arıcılık dernekleri kurulmaya başlamıştır ve sonrasında ise yerini modern arıcılığa bırakmıştır. Günümüzde kırsal kesimler ile birlikte kentsel bölgelerde de arıcılık faaliyetleri sürdürülmeye başlanarak popülerlik kazanmaktadır. Arıların sağlığı ise ancak bilgili ve modern arıcılık tekniklerine uygun çalışmalar yapan arıcılara bağlıdır. Ülkemizde arıcılık faaliyetleri hemen hemen her bölgede yapılmaktadır. Ülkemizde dört mevsim yaşanması nedeniyle yıl boyunca nektar ve polen bakımından zengin florası bulunan yöreler mevcuttur. Ülkemizin her bölgesinin kendine has iklim özelliklerinin bulunması ve çiçeklenme zamanlarının farklılığı ise gezginci arıcılar açısından avantaj sağlamaktadır. 

Arıcılık yapma konusunda öncelikle kapsamlı bir araştırma yaparak, arıcılık kurslarına katılarak teknik bilgiler öğrendikten sonra uygulamaya koyulabilirsiniz. Ancak uygulama aşamasında da teknik detayların daha iyi anlaşılabilmesi için arıcılık ile ilgili kitapların okunması fayda sağlayacaktır. Günümüzde arıcılık konusunda televizyonda faydalı programlar yapılmaktadır. Bu programların takip edilmesi ve uzman kişilerin tavsiyelerinin de not alınması sizin bilgilerinizin artmasını sağlar. Arıcılık ile ilgili yaşadığınız yerde arı konusunda bilgili olan insanlardan sosyal ortamlardan faydalanarak ta bilgi alabilirsiniz. Her işte olduğu gibi bu işin de acemilik dönemi olacaktır. Ancak tavsiye olarak hiç bilgisi olmayan kişilerin 2 3 kovan ile işe başlamalarını ve çoğaltarak bu işi ilerletmelerini öneririz. Özellikle sonbahar ve yaz ayılarında faaliyeti yoğun olan bir uğraştır. Genelde iş arı yılı etrafında dönmektedir.

Dışarıda uzun bir süre zaman harcarsınız ve böceklerden de korkmamanız gereklidir. Arılar ile arıcı arasında karşılıklı bir biçimde ilişki sürer. Yazın arılar aracılığı ile elde edilen ürünler arıcılar tarafından toplanır ve karşılığında ise kışın arılara yetecek kadar stok bırakılır ve gerekli ise beslenir. Arıcının en önemleri görevleri arasında ise varroa akarı ile bilinçli bir biçimde mücadele etmektir. Arı yetiştirme işi acemi bir arıcı açısından olağan bir durum değildir. Bu iş genelde büyük ölçekli arıcılar aracılığı ile faaliyete geçirilmektedir. Öncelik olarak sağlıklı kolonilerin yetiştirilmesi esastır. 



Blogger tarafından desteklenmektedir.