Apiterapi Üzerine Yapılan Çalışmalar




Çok eski çağlarda sağlık ve hastalık konusunda çok az şeyin bilindiği dönemlerde dahi insanoğlunun çok güçlü bir şifa kaynağı bulunmaktaydı. Bu şifa kaynağını günümüzden yaklaşık olarak 5000 yıl öncesinde Sümerler, 4000 yıl öncesinde ise Mısırlılar ve Çinliler kullanıyordu. Bu şifa kaynağı ise arı şifasıydı. İnsanlık tarihini belki de en eski şifa arayışlarından birisiydi. Modern arı ile günümüzde bu bilimsel bir biçimde tıp hekimlerinin kontrolü altında biyologlar, eczacılar, kimyagerler ve zooteknistler gibi farklı bilim dallarının bir araya toplanmasıyla uluslar arası platforma ulaşarak arı ürünlerinin insan, bitki ve hayvan sağlığında gerek önleyici, gerekse tedavi edici olarak tamamlayıcı, bütünleyici özelliklerin bir arada kullanılmasıyla apiterapi adını almıştır. Api; apis yani arı anlamına, terapi ise tedavi anlamına gelir ki bunların birleşmesiyle arı tedavisi anlamı ortaya çıkar. 

Ülkemizde de bu konu hakkında çalışmalara başlanmış ve apiterapi derneği tarafından uzmanlar aracılığı ile çalışmalar yürütülmektedir. Apiterapinin en çok bilinen ürünü kuşkusuz baldır. Kahvaltı sofralarının baş tacı olan balın arılar tarafından üretim süreci ise hayranlık yaratmaktadır. Örneğin bir bal arısı yaşam süresi boyunca 1 çay kaşığının 1/10’u kadar bal üretebilmektedir. Ve arılar yalnızca 1 kg kadar bal üretebilmek için yaklaşık 4 milyon çiçek ziyaret ederler ki bu aynı zamanda dünyanın etrafını 4 kere dolanacak kadar yol kat etmek demektir. Bal arısının insanla olan ilişkisi ispanyanın Valencia şehrinde bir mağarada milattan önce 7000 yılında yorumlanmıştır. Bu yorumlama bizlere şunu göstermektedir ki arının insanla olan ilişkisi ve tedavi amaçlı kullanımı o zamanlara kadar dayanmaktaydı. İnsanların arı ürünlerini kullanması binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Bugün gelişmiş bilim sayesinde bu ürünlerin yeni ve ilginç özellikleri keşfedilmektedir. Bal ve bal arısı insanlık tarihiyle öyle iç içe geçmiştir ki dini metinlerde bile konusu geçmektedir. Apiterapi kullanımının asırlar öncesine gittiğini söyleyebiliriz. Çünkü kutsal kitaplarda ve uzak doğunun kutsal metinlerinde apiterapi ürünlerinden bahsetmektedir. 

Bal budizmde özel bir yere sahip olmakla birlikte bütün Japonlar balı severek kullanırlar ve bundan sağlık bulurlar. Tevrat ve incilde bal 20’den fazla yerde geçmektedir. Kuranı Kerimde Nahl Suresi bal arısı suresi anlamına gelir ve arının bedeninden çıkan şifalı şerbetten bahseder. İlginçtir ki Nahl Suresi 16.suredir ve bal arıları cinsiyetlerine göre 16 tek ya da 16 çift kromozoma sahiptirler. Şifa kaynağı olarak halihazırda kabul gören bal yara tedavisinden, sindirim sistemi şikayetlerine ve pek çok derde defa olarak zaten kullanılmaktadır. Ancak yapılan bilimsel çalışmalarda yalnızca balın değil diğer apiterapi ürünlerinin de şifa verici etkileri ortaya konmakta ve bu yeni veriler bilim dünyasına her geçen zamanda yeni bir heyecan katmaktadır.



Dünyada özellikle Rusya ve Doğu bloğu olarak tanımlanan ülkelerde Romanya, Bulgaristan, Slovenya bunun içerisine girmekle birlikte Uzakdoğu ülkelerinde çok yoğun bir biçimde apiterapi çalışmaları devam etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konu hakkında önemli boyutta araştırmalar gerçekleştirilmektedir. 

Ülkemizde bu konu hakkında araştırmalardan birini Erciyes Üniversitesi gerçekleştirmiştir. Son derece titiz şartlar altında gerçekleştirilen bu deneyde bir grup bilim adamı bal, polen ,propolis, arı sütü gibi apiterapi ürünlerini milli sporcularımız üzerinde test etmiştir. Gruptaki sporcu çocuklar 3 gruba ayrılmıştır. İlk gruba 3 farklı arı ürününden oluşan bir karışım, 2. Gruba 4 farklı arı ürününden oluşan bir karışım son gruba ise plasebe grubu yani benzer görünümde olduğundan dolayı nişasta içeren bir karışım verilmiştir. Tabi ki bu süreç içerisinde çocuklar ne tükettiklerinde haberdar olmamıştır. Yaklaşık olarak bu çalışmada 30 kadar çocuk yer almıştır. Deney sonucunda ise jimnastik grubundaki çocukların performanslarında artış gözlenmiştir. 



Bitkinin en yararlı bölümü olan polen, bal arısının ana besin kaynağını oluşturmaktadır. Bal enerji kaynağı iken polen ise protein, vitamin ve mineral kaynağıdır. Polen tüketildiği zaman gerçekten vücut için gerekli olan hemen hemen protein, karbonhidrat, yağ ve şekeri tam dengeli olarak vücuda alınmasını sağlamaktadır. Yalnızca polen ve meyve suyu tüketerek uzun süre hayatta kalabilirsiniz. Hatta bazı bilim adamlarına göre bir çeşit polen türevi olan arı ekmeği ile de 6 ay hayatta kalınabilir. Polen doğadaki en yüksek protein kaynaklarından birisidir. Acaba zengin protein ve karbonhidrat içeriği ile arı poleni yorgunluk sendromları açısından bir çözüm olabilir mi? Zengin vitamin ve mineral içeriği ile çocuk gelişimi, zengin çinko içeriği ile prostat hastalıklarının iyileşmesine bir katı sağlanabilir mi? Bilim adamları günümüzde bu soruların cevabını araştırıyor. Polenin radyasyona karşı bile insan sağlığını koruduğu yönünde bilimsel çalışmalar yer almaktadır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.