Arı Ürünleri ( Bal, Arı Sütü, Polen)

BAL 


Bitki çiçeklerinde bulunan nektarların çeşitli kanatlı olan böceklerin salgılamış olduğu tatlımsı maddelerin bal arıları aracılığı ile toplanarak vücut bileşenleriyle değiştirerek petek gözlerine depo etmesi ve olgunlaştırılması ile oluşan koyu kıvamdaki tatlı maddeye bal adı verilir. Bal rengi sarıdan koyu renge kadar farlılık göstermektedir. Bununla birlikte koyu renkte olan balın açık renge nazaran daha fazla miktarda mineral madde içeriği sahip yapıda olduğu ve bileşimi alınan kaynak cinsine göre üretim dönemine göre farklılık arz edebilir. Bal bileşiminde %79 oranında şekerler, %0,57 oranında asit, %0,26 oranında protein, %0,17 oranında mineral madde ve %2 oranında tannin, aselit kolin, enzim, pigment, aroma ve tat maddeleri yer almaktadır.

Bal ürünü enerji kaynağı olarak kullanılmakla beraber aynı zamanda insan sağlığı açısından oldukça büyük önem taşımakla birlikte birçok hastalığa karşı şifa kaynağı olarak bilinir. Balın içeriğinde şeker dışında insan hayatı adına oldukça önem arz eden vitamin, enzim, mineral madde ve daha tanımlaması yapılmayan birçok faydalı madde yer almaktadır. Bazı bakteri türlerinin büyüme göstermesi için PH derecesinin 7,2 ila7,4 arasında olması gerekir. Minimum seviyede coli gelişmesi için ise PH derecesinin 4,3, Salmonella için 4,0 Streptococus için 4,5 olması gerekir. Bu sebepten dolayı sulandırılma yapılmayan bal antibakteriyel bir nitelik taşımaktadır.

Bugün birçok kimse tarafından balın mide ve bağırsakları düzenleyici etkiye sahip olduğu bilinir. Bununla birlikte bal yara ve yanık tedavilerinde kullanılarak yan etki oluşturan kremlere göre daha doğal ve zararı olmayan bir ürün olması sebebiyle bal kullanılması sonucu iyileşme sürecinin hızlandığı görülmektedir.



ARI ZEHİRİ




Arıların zehir torbalarında meydana gelerek içeriğinde mellitin, apamin, MCD- peptit, histamin, keskin bir kokuda, acımsı bir tadda, sarımsı renkteki, sıvı olarak hava ile temas halinde hızlı bir biçimde kuruyan ve kristalize olan madde arı zehiridir. Arıların zehir torbasında bir kanal vasıtası ile bağlanarak, asit ve alkali salgı bezlerinde üretimi söz konusu olup zehir torbasında depolanmaktadır. Arının sokması halinde iğne içerisindeki zehir sokulan kişiye enjekte edilmiş olur. Ergin hale yeni gelmiş olan herhangi bir arıda zehir miktarı az iken, bu dönemlerinde iğne çok sert olmadığından dolayı sokma gerçekleştiremezler. Ergin hale gelmesinin ikinci gününün ardından asit salgı bezinin aktivitesi artmaya başlar. 15-20 günlük dönemlerdeki arıların arı zehri üretimi en yüksek seviyelerdedir. Arılardaki zehir miktarları arı yapısına ve mevsimlere göre farklılık göstermektedir.

Arı zehiri içeriğinde Mellitin, Apamin, Hyaluronidase, Fosfolipaz A ve Histamin bulunur. Özellikle Avrupa'da son yıllarda arı zehiri eklem rahatsızlığı ve özellikle romatizma hastası olan kişiler adına tedavide kullanılmaktadır. Gripal enfeksiyonlar ve ortapedik hastalıklara karşı kullanılmakla birlikte ağrı kesici etkisinin olduğu kanıtlanmıştır.

ARI SÜTÜ



5-15 günlük işçi arılar tarafından alt çeneleri ve boğaz bezleri salgısı sonucunda üretilip ana arı gözlerine aşılanmış olan larvaların beslenmesi için gerekli olan besin kaynağı olup, gözlerde yaklaşık 48 saat bir süre sonrasında beyaz ve pelte kıvamında oluşan gıdaya arı sütü denilir. Arı sütü kompozisyonu ise arıların doğal bir biçimde beslenebilmesi, larva yaşı ve üretim yöntemlerine göre farklılık göstermektedir. Arı sütünün yapısında protein, lipit, karbonhidrat vardır. Hücre yenilenmesini hızlandırması, gençleştirmesi, dinç ve sağlıklı olunması açısından insanlar tarafından yaygın bir biçimde tüketimi söz konusudur. Arı sütü bronş hastalıklarına, romatizma hastalıklarına, yüksek tansiyona, böbrek ve idrar yolu hastalıklarına karşı oldukça faydalı bir üründür. Zihin ve beden yorgunluklarını engellemek adına kullanımı yaygındır.

Kandaki kolesterol, lipit, fosfolipit, trigliserid seviyelerini dengelemekle birlikte damarları açıcı bir etkisi vardır. Faydaları bunlarla bitmeyip cilt hastalıklarına karşı kullanılmakta ve cinsel fonksiyonları düzene sokucu etkisi bulunmaktadır. Ana arı sadece arı sütü ile beslenerek doğal koşullarda 4-5 sene yaşayabilir. Çünkü sadece arı sütü tüketir. İşçi arılar ise bal ve polenle beslenir ve 45 günlük ömrü vardır. İşte burada arı sütünün ne kadar faydalı olduğu aşikardır.



POLEN


Bal arıları tarafından toplanan, çiçek bitkilerin erkek organı üst kısmı anterlerinde yer alan polen kesecikleri içerisinde dikenli, yağlı ve yapışık bir biçimde olan polen tozlarına polen adı verilir. Polen özellikle yavru olan arıların besin kaynağı olup ana arının da yumurtlamaya teşvik etmesi adına kovan içerisindeki en önemli besin kaynağıdır. Kovan içerisinde eğer polen olmaz ise koloninin yavru yetiştirerek hayata devam etmesi mümkün olmaz. Polen bileşimi bitki türlerine göre farklılık göstermekle birlikte içerisinde mineral maddeler, karbonhidrat, protein ve lipit bulundurmaktadır. Çinko, bakır ve nikele rastlanması ile birlikte indirgenmiş ve indirgenmemiş olarak şeker bulunmaktadır. 

Polen en az arılar kadar insan beslenmesi açısından da oldukça faydalı ve önemlidir. Polen insanlarda büyümeyi hızlandırmakta, yorgunluğu ve halsizliği alarak enerji vermekte, metabolizmanın daha düzenli çalışmasını sağlamaktadır. Polenin yapısında organik asitler, C vitamini, E vitamini ve karoten bulunmaktadır.



BAL MUMU



İşçi arıların 12-18 günlük zamanlarında karın halkalarındaki mum salgı bezleri ile salgılanan maddelere bal mumu adı verilir. İlk salgılandığı etapta rengi beyaz iken daha sonraları koyulaşmaya başlar. Petek gözlerinin örülmesi amacı ile arılar bal mumu üretmektedirler. 1 kg kadar bal mumu üretmek için arıların yaklaşık 10 kg kadar bal tüketmesi gerekir. Mum salgılamak için arılar ilk başta bal tüketirler ve daha sonrasında kovan için 35 derece sıcaklıkta zincir biçiminde salkım oluşturduktan sonra mum salgılamaya başlar. Arılar bu maddeyi yavru yetiştirmek ve daha sonrasında toplamış oldukları bal nektarı ve polenleri depolamak amacıyla kullanmaktadır. Süzme bal elde edildikten sonra geride kalan boş örülmüş petek mumları eritilerek arıcılar bunu tekrar kullanmaktadırlar. Balmumu arıcılık sektörü ile birlikte aynı zamanda marangozhanelerde ahşap eşya parlatlama, vernik yapımınında, heykelcilikte, madeni kap ve şişe kapaklarının yapılmasında kullanmaktadır. Bunun yanı sıra ayakkabıcılıkta, iplik üretiminde, su geçirmez çadırların üretiminde, tıbbi alanlarda ve daha pek çok geniş alanlarda kullanımı söz konusu olan değerli bir üründür.

Temel petek yapımında kullanılması öngörülen balmumunun 110 derecede 12 saat kadar sürede sterilize edilmesi gereklidir. Balmumunun %100 saf olabilmesi için içeriğinde parafin, reçine ve iç yağ gibi farklı maddelerin bulunmaması gerekir. Bal mumu eğer yaklaşık 40 saat kadar bir süre zarfında güneşte bırakılırsa renginde açılma görülür. 

Saf olan bir balmumu; benzin içerisine atıldığında tamamen erir, ateşe atıldığında ise tamamen yanar ve güzel bir koku verir. Saf balmumu dişlere yapışmaz. Saf balmumunda erime gerçekleşirken katkılı olan balmumunda erime olmaz. Saf olan balmumu çiğnendiğinde kötü bir tat vermez.






Blogger tarafından desteklenmektedir.